TEKNOVE » Bilimsel Haberler

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümünde hazırlanan ve TÜBİTAK’ın ‘Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı (1001)” kapsamında kabul edilen projenin, sektörün Türkiye’deki gelişimi açısından gelecek vadettiği bildirildi.

Proje yürütücüsü ve Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ‘Uzay ve Havacılık Uygulamalarında Kullanılan Nikel ve Titanyum Alaşımlı Malzemelerde Elektriksel Erozyon İle İşleme Yöntemiyle Hızlı Delik Delme” adlı iki yıl süreli projelerinin bütçesinin 110.000YTL olduğunu söyledi.

Yazının devamını oku >>

NASA’nın Mars’a gönderdiği uzay aracı Phoenix, Mars’ın yüzeyinde buz buldu.

Dünyaya en yakın mesafede olan bu gezegende su ve yaşam izi arayan aracın yaptığı bu keşif, görevin yerine getirilmesi yönünde büyük bir başarı oldu.

Araçtan arka arkaya gönderilen fotoğraflarda, yüzeyden alınan beyaz toprağın birkaç gün içinde eridiği gözlendi.

Arizona Üniversitesi’nden Peter Smith, düzenlediği basın toplantısında, “Bugün büyük bir gururla ve neşeyle ilan ediyorum ki aradığımız şeyin izini bulduk. Bu gerçekten de buz, başka bir madde değil” dedi.

Mars’ta su olması, mikrobik düzeyde de olsa bu gezegende bugün veya geçmişte yaşam olabileceğine ilişkin önemli bir bulgu olarak kabul edilmektedir.

Mars’ın, yörüngesindeki yolculuğu sırasında hidrojen analizi yapan Odyssey uydusu aracılığıyla da, 2002 yılında, gezegenin kuzey kutbunda buz kütlesinin varlığı belirlenmişti. 25 Mart’ta gezegen yüzeyine inen Phoenix bu bulguyu, yerinde yaptığı analizle teyit etmiş oldu.

Araca alınan toprak örneklerinde haftalar boyu sürecek analizlerle buzun yapısı incelenerek jeolojik tarihi anlaşılacak, ayrıca organik madde aranacak.

Phoenix’ten gelen fotoğraflar  ; Yazının devamını oku >>

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Fizik Bölümü mezunu, yüksek lisans öğrencisi Sezen Sekmen, İsviçre’nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN), ‘Big Bang’ diye tabir edilen ‘Büyük Patlama’nın hemen ardından ortaya çıkan enerji yoğunluğunu tekrar canlandırmak için bilim adamlarıyla birlikte ter döküyor.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) destek verdiği, dünya kamuoyunun sonucunu sabırsızlıkla beklediği dev proje, CERN’de sürdürülüyor.

Bursalı bir ailenin kızı olan, ODTÜ Fizik Bölümü mezunu Sezen Sekmen de CERN’de Avrupalı bilimadamlarıyla Nobel’e aday gösterilecek çalışma için birlikte çalışıyor.

Kendinden emin

‘Büyük Patlama’nın hemen ardından, evrende hangi tür parçacıklar bulunduğunu ve evreni hangi temel fizik kurallarının yönlendirdiğini saptamak amacıyla çalıştıklarını söyleyen Sezen Sekmen, sonucu tüm dünyayı ilgilendiren porjeyle ilgili olarak şunları söyledi:

“CERN’de şu anda, LHC (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı) adlı bir deney üzerinde çalışılıyor. Bu deneyde protonlar 27 kilometre çapındaki çembersel bir tüpün içinde hızlandırılarak kafa kafaya çarpıştırılıyor.

Çarpışma sonucunda açığa çıkan enerji sayesinde bugüne kadar görülmemiş yeni parçacıkların meydana çıkması bekleniyor. Ortaya çıkması beklenen parçacıklar normalde çevremizde göremeyeceğimiz parçacıklar.

Oluşabilmeleri için çok yoğun enerji ortamı gerekiyor. İşte bu yoğun enerji ortamını LHC’deki çarpışma sağlıyor.”

Yazının devamını oku >>

TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde (UEKAE) geliştirilen kripto özellikli 8 cihaz ve 2 algoritma, NATO Askeri Komitesi tarafından her türlü NATO gizlilik seviyelerinde kullanılabilirlik onayı aldı.

NATO envanterine giren ve UEKAE’nin tamamen milli ve özgün tasarımla geliştirdiği bilgi güvenliği sağlayan ürünler, üye ülkeler arasında güvenli veri aktarımı ve haberleşme olanağı sağlıyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, tamamen milli ve özgün tasarımla geliştirdiği ürünlerini NATO onayına sunan ve faaliyet alanı bilgi güvenliği ve ileri elektronik olan TÜBİTAK UEKAE, şu ana kadar gönderdiği tüm ürünler için NATO Askeri Komitesi’nden “her türlü NATO gizlilik seviyelerinde kullanılabilirlik” onayı aldı.

UEKAE’nın geliştirdiği ürünler, NATO’ya üye ülkeler arasında güvenli veri aktarımı ve haberleşme olanağı sağlıyor.

UEKAE’de geliştirilen ve NATO tarafından Mayısta onaylanan son ürün olan Offline Kripto Cihazı MİLOF-1, “Çok Gizli”ye kadar gizlilik dereceli sayısal ortamda hazırlanmış mesaj, evrak, dökümanların yanı sıra ses, resim, görüntü ve sayısal haritaları şifreleyerek güvenli iletişime olanak tanıyor.

UEKAE’de geliştirilen ve NATO’dan onay alan diğer 7 cihaz ile algoritmalar şöyle:

Yazının devamını oku >>

Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve sekiz sene önceki çalışma arkadaşı Craig Venter ile birlikte insan DNA’sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins, “imana geldi.”

Dr. Francis Collins Venter, bilim dünyasında büyük ses getiren buluşlarının ardından çalışmalarını ilerleterek, laboratuvarda “yapay canlı” üretmeye çalışırken, Collins ise yeni kitabıyla bilim ve din konusunda yeni bir tartışmaya sebep olacak gibi gözüküyor. Eylül’de piyasaya çıkaracağı “Allah’ın Dili” adlı kitabıyla ilgili İngiliz Time dergisine konuşan 56 yaşındaki Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık.

Allah’a inandığını söyleyerek, “Allah’ın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Allah’a daha da yaklaştırıyor” dedi. Amerikalı bilim adamı artık mucizelere ve meleklere inandığını belirterek, “Laboratuvarda çalışırken Allah’ı hissettim. Kesinlikle bizden daha büyük bir güç var ve ben ona inanıyorum. DNA’nın şifresini çözmek beni Allah’a biraz daha yakınlaştırdı. Hastalıktan kırılan insanlar gördüm. Bilim onlardan umudunu kesmişti. Ama mucizevî olarak hayata döndüklerini gördüm. Bu da Allah’ın işidir” diye konuştu. Collins insan genini çözmenin de kendisine Allah’ın eserini görme fırsatı verdiğini söylerek şunları açıkladı;

Önemli bir buluş yaptığınızda o bilimsel coşku anını yaşarsınız, çünkü onu araştırmış ve keşfetmişsinizdir. Keşfettiğim şey öyle bir şeydi ki, bu bilgiye daha önce hiçbir insan sahip olamamıştı. Fakat Allah onu her zaman biliyordu…

Craig Venter ve Francis Collins TİME dergisine kapak olmuştu
DNA’NIN ŞİFRESİNİ ÇÖZDÜLER

İnsan vücudunun genetik kodları olan DNA’nın şifresini çözen iki bilim adamı, bu çalışmalarıyla bilim tarihine geçmişlerdi. DNA’nın dizilimi ve kodlarının çözülmesi dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’in eş zamanlı açıklamalarıyla dünyaya duyurulmuştu. Şifreyi çözen bilim adamlarından Dr. Collins labaratuvarda yaptığı çalışmalar sırasında Allah’ı hissettiğini ve DNA şifresini çözmenin kendisini Allah’a biraz daha yaklaştırdığını söylüyor.

ABD’nin bilim ve teknoloji alanındaki üstlüğünü koruduğu bildirildi. CNNTURK’te anlamlı bir şekilde “Rahat ol CONİ !” başlığıyla paylaşılan bu haber’de ABD bilimde üstünlüğünü koruduğunu açıklıyor. Taze beyinlerimiz eğitim sorunlarımızdan ötürü ABD’ye gidiyor. Zalim’in eline “zulümat” üretimine destek veriyor…

ABD’deki düşünce kuruluşu RAND’in raporuna göre, Amerikalılar’ın ülkelerinin bu iki önemli alandaki rekabet gücünü kaybetmeye başladığı yönündeki endişelerine mahal yok.

ABD’nin Avrupa ve Japonya gibi ana rakiplerinin önünde gittiği belirtilen raporda, “Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi gelişmekte olan ülkeler bilim ve teknolojide hızlı gelişme gösterdilerse de bu ülkeler dünyadaki buluşlar ve bilimsel üretimin hala küçük bir bölümünü karşılıyorlar” denildi.

Rapora göre, dünyadaki bilimsel araştırma ve geliştirme harcamalarının yüzde 40′ı ABD’ye ait. ABD ayrıca dünyanın en iyi 40 üniversitesinin dörtte üçüne sahip ve Nobel ödüllülerin yüzde 70′ini istihdam ediyor.

RAND’a göre ABD’nin bu üstünlüğünü korumasında yabancı öğrenciler, bilimadamları ve mühendislerin de çok önemli rolü bulunuyor.

Raporda, Amerikan üniversitelerinden doktora derecesi alan yabancı bilimadamları ve mühendislerin yüzde 70′inin ABD’de kalmayı tercih ettiği bildirildi.

Ameikan üniversitelerinin mühendislik alanında verdiği doktora derecelerinin yüzde 60′nın da yabancı öğrencilerce alındığı raporda belirtildi.

Dünya bu buluşla sarsılacak. Geleceğin teknolojisini Türk dahi üretti…

Bilkent Üniversitesi doktora öğrencisi Bayram Bütün, organik kimya ve nanoteknoloji kullanarak yeni nesil görüntüleme sistemlerinde kullanılabilecek geleceğin teknolojisini üretti.

Dünya optoelektronik teknolojisinde yeni bir çığır açması beklenen teknoloji ile yeni nesil DVD, LCD, cep telefonu ekranı, dijital fotoğraf makinesi gibi görüntü cihazlarında ve sağlıkta kullanılan görüntüleme teknolojilerinde milyonlarca renk çok daha ucuza ve yüksek kaliteyle elde edilebilir hale geldi.

Üniversitenin Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü doktora öğrencisi Bayram Bütün, Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programları kapsamında olan ve TÜBİTAK tarafından da desteklenen nanoteknoloji çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Doktora çalışmalarını Descartes ödüllü bilim adamı, Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Ekmel Özbay’ın danışmanlığında Bilkent Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde (NANOTAM) sürdürdüğünü kaydeden Bütün, çalışmalarının özellikle kolay erişilebilir ve işe yarar nanoteknoloji geliştirmek üzerine odaklandığını belirtti. Yazının devamını oku >>

Yüzlerce yıl Avrupa’ya ilim öğreten İslam medeniyetinin, Gülhane parkında geçmişinden pozitif ilimlere dair muazzam ve şaşırtıcı kalıntıları sergileniyor. Şu anda Eminönü’deyim ve 3-4 dakikalık mesafe var “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi“ne.

Has ahırlar binasında hizmet veren bu müzenin büyük bir heyecanla kurulmasında öncülük eden Fuat SEZGİN bey’e teşekkürlerimizi sunuyouz. Allah ondan razı olsun. 

Yazının devamını oku >>

Kobay faresiBilim dünyası hayvan deneylerinin insana uyarlanabilirliği konusunda ikiye bölünmüş durumda, ancak bu konudaki çalışmalar hız kesmiyor. Japon bilim adamları son olarak farelerdeki siroz’u tedavi ettiler.

Sapporo Tıp Fakültesi uzmanları, tedavide kolajen (bağ dokusu liflerinin ana yapısını oluşturan protein) üretimini engelleyen genetik bir ürün kullandı.

Kolajenin fazla salgılanması, karaciğer hücrelerinde fibroza yol açıyor.

Yazının devamını oku >>

uzayda patlamaAmerikalı astronomlar, 7,5 milyar ışık yılı uzakta olmasına rağmen dünyadan çıplak gözle dahi görülebilecek parlaklıkta patlama tespit etti.

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanlarından Stephen Holland, “bilinen herhangi bir cisim veya patlama türü, bu kadar uzak mesafeden çıplak gözle görülemez” dedi ve gözlemlerinin heyecan verici olduğunu belirtti.

Holland, “herhangi biri doğru zamanda doğru yere baksaydı, şimdiye kadar gözlemlenen bu en uzak nesneyi optik cihaz kullanmadan çıplak gözle görebilirdi” ifadesini kullandı.

Şimdiye kadar çıplak gözle görülebilecek en uzak cisim, “sadece” 2,9 milyon ışık yılı mesafedeki M33 adlı galaksiydi.

Yazının devamını oku >>