Baskıdan nefret eden ve baskıdan kurtulmak için işi gücü bırakabilen bir insan olduğumu bilenler bilir.
Bu nedenle son zamanlarda ki yoğunluğumun üzerine tuz biber eken biraz sabredemeyen anlayışsız arkadaşlar için bu yazıyı yazmak zorunda hissettim kendimi.
Öncelikle programımı gözden geçirin;
Haftaiçleri gidiş gelişlerle birlikte her gün 5 saat kadar süren bazen 6-7 saat kadar uzun olabilen kurslarım var. Birisi hafta içi 17:30-22:00 arası PIC mikroişlemci programlama kursu diğeri haftasonu 8-12:20/13:00 Almanca kursu.
Şu anda birkaç özel öğrencim var. Bunların kesin zamanlı olanlarından birisi hafta içi hergün gidiş gelişle birlikte 08:00-14:00 arasında yani 6 saatimi alıyor. Diğeri Salı ve Cuma günleri gidiş gelişle birlikte 14:30-17:30 arası.
Haftasonları elimdeki işlerin büyük kısmını bitirdim fakat şimdi birde İstanbul İlim Kültür Vakfında ders vermem gerekiyor. Bu da geliş gidişle birlikte 14:30-18:00 arası
Şimdi boş vakitlerime bakalım. Haftaiçleri 22:00′dan sonra uyuyana kadar, haftasonları ise 18:00′dan itibaren uyuyana kadar.
Bu adamın hiç mi sosyal faaliyeti yok? Ot gibi iş mi yapacak, kurslara mı gidecek sabah akşam? Değil haliyle fakat bu aralar işleri yapmak için ot gibi yaşıyorum.
Yeni projeler geliyor geri çeviriyorum. Zorunda kaldığım için bu kadar yoğunluğa girdim. Biraz sabır ve anlayış rica ediyorum. Elimde 3 ve halihazırda 2 proje var. Elimdekiler bitmek üzere ve halihazırda bekleyenler ise bunlar bittikten sonra bitmiş olacak inşallah. Tüm bu işlerin bitmesi 2 hafta mı alacak gibi gözüküyor. Sonrada tamamen kendimi öğretmenliğe yönelteceğim inşallah ve bir projeden fazla almayacağım.
Benim anlamadığım esas bir mesele şu ki neden bütün işlerin aciliyeti oluyor
Neden bütün işler normalde 2 ay bekletilmiş olup bana geliyor.
Hele bazı işlerin neden parasının acelesi olmuyor. Eski çalıştığım şirkettende üzerinden 2 ay’a yakın geçmesine rağmen maaşımı alamadım ve 1400 lira içeride kaldı. Adamların durumu kötüydü fakat hiç mi ellerine para geçmedi? Allah’a havale ediyorum. Mahşerde görüşürük.
İşlerin bazıların parası gecikiyor bunları tüm çalıştığım arkadaşlar üzerine almasın. Diğer hiçbirinde de kişisel bir yargı yok genel görüş.
Şimdi tekrar yineliyorum. Beni iş konusunda rahatsız etmediğiniz sürece rahat çalışıyorum. Diğer türlü o işi yapasım kaçıyor açıkçası. Bunu web programlama işi yapanlar iyi bilir.
Bu nedenle biraz sabır ve anlayış lütfen…
Saygılar,
Uur!
adamı hasta etme kardeşim.. kandelayı hallet. çok acil!!! bahane istemiyorum. banane senin yoğunlugundan, ben sana para vermişim sitemi istiyorum… o kadar
evet sayın seyirciler görüyor musunuz bu yorum yazan ne kadar anlayışsız ve ne kadar zalim bir koyu emperyalist beyaz yakalı
bunların alayını çıkarıp sallandıracaksın Kadıköy rıhtımından
Saygılar,
Uur
cıx cıx cıx. nasıl uğraşıyorsun böyle müşterilerle anlamıyorum
acıdım sana şimdi be uur, işin zor…
Uğur’u içinde bulunduğu bu duruma sokanlardan biri olarak benimde yorum yapmam zannımca gerekliydi ve yaptım. Yine olsa yine yaparım, yapardım vs…… ne diyorum ben.
Uğur kardeşimin yaşadığı şey iş ve çalışanın varolduğu tarihden (ne zamansa bu) beri yaşanan bir PARADOKS.
Olayın iki boyutunu da kendimden bilirim.
İşi yapan kişi iken: yahu bir bırakın, bir kendimi iyi hissedeyim. Nasıl olsa yaparım. Huzur ve istek olmadan olmaz ki canım. Zaten ödemede gelmiyor.
İşi veren kişi iken: Çokuzadı iş. Mahcup olduk. Yetiştiremedik. İstediğimiz gibi değil. Bunun sağı söyle solu böyle. Parayı iş bitiminde veririm ,iş bitmediki banane banane…..
Durum böyle olunca işin içinden çıkılmıyor iki ayrı cepeye geçip bakınca insanın bulunduğu cepe için savaşası geliyor.
Bu durumda işi yapacak kişi olan Uğur’u anlıyorum. Ancak işi veren kişi olarak da anlamıyorum
Şaka Şaka.
Uğurla şu an bir proje üzerinde çalışıyor bir diğerinede başlamaya çalışıyoruz. Ancak yukarıda anlattığı gibi uğurun yoğun bir proğramı var. Üzerinde çalıştığımız projenin ise her iş gibi acelesi var. (acelesi olmayan iş yok mu diyene ben daha görmedim diyebilirim) Tabi bu durumda işin durumu ve ne zaman biteceği konusunda uğuru sıkıştırıyorum. Aslına bakarsanız bunu yapmayı hiç sevmiyorum. Her iletişime geçme kararımı onlarca kez gözden geçiriyorum. Ancak bir haber alamayınca utanarak, sıkılarak arıyorum. Sanırım buda benim paradoksum.
Bloga bakarken yazdığı bu yazıyı görünce açıkçası üzerime alınmadım desem yalan olur. Üzerime alınınca bir başka duygu daha hissettim. Sanırım onun adıda kırgınlık.
Şimdi tam bu noktada konuya nasıl bir yaklaşım getirmeliyim bilmiyorum. Sağ omzumdakiler adamı rahat bırak. O halleder. Uğur diğer coder’lara benzemez.Zaten önceki işlerinde ve tanıştığın günden beri karakreti ve yapısıyla bunu kanıtladı diyor. ( Kesinlikle katılıyorum)
Ancak sol omuzumdakiler ise; Ara sıkıştır. İş bitmedi hala.Baksana ne kadar zaman geçti. Daha yazılım kısmı bitmedi bitince esas iş başlayacak ancak hala bekiliyorsun vs…. diyorlar.
Sizce ben ne yapmalıyım?
Muhteşem eğitim sistemimizin bize dayattığı şıktan seçme yolunu deniyelim.
a) Ödemeyi peşin yapayım. İşi para bakımından çözelim.
b) Uğur işin suyu çıktı. Kaç gün dedin kaç gün oldu.
c) Yok abi bu ilişki yürümeyecek. Ayrı dünyaların insanıyız.
d) Uğur sen bana bakma ne zaman istersen o zaman yap.
e) Hepsi
Yok Tunca abi sen üstüne hepsini alınma. Sadece yoğun olduğumu belirtmek açısından yazıyı gönderdim sana. Anlayışsız arkadaş en başta yorumunu yaptı zaten
Elimde fazla iş kalmadı şimdi seninki üzerine çalışıyorum ama malumun fena yoğunum yapabildiğim kadar hızlı yapmaya çalışıyorum. Aslında bu işide sonraki iş gibi algoritmalarını yazayım diğer arkadaşa tamamen paslayayım şeklinde yapacaktım fakat siteyi sıfırdan ben kodlamamla birlikte diğer arkadaşta sitenin iç yapısına hakim olamadığı için (bir spam e-posta olayı üzerine) işi kendim yapmayı yeğledim. Yavaş olsun ama sistem doğru düzgün çalışsın problem çıkmasın istedim.
Rahat çalışmak meseleside yıllardır bende olagelen bir psikopatlıktır. Öyleki lisede 90 dakikalık bir elektronik yarışmasına 30 dakika geç başlamış ve öğretmenimin “Sen üçüncülüğü bile unut” demesine hiç aldırış etmeden herşeyi düzenleyip tertipleyip sakin sakin başlamıştım. Bu sakinliğimi gören öğretmenin beni resmen sonuncu ilan etmesinden sonra diğer öğrenciler hızlı hızlı yapmaya çalışırken elleri ayakları birbirine dolandı. Yarışmada öğretmen benden özür dileyip bol yıldızlı bir 100point armağan etti çok önemli olan Atelye dersime
Benim 1 gecede önemli bir projenin 1-2 haftalık kısmını kodlayabilmemin sırrıda burada gizli.
İnsanın düşünce frekansları vardır. Frekansları tam hatırlamıyorum ama Einstein ile aramızdaki bir bağı buradan görebiliyorum
Stresli düşünmek – Yüksek frekans aralığı, endişeli-aceleci hâl
Normal düşünmek – Normal frekans aralığı, günlük hâl
Yapıcı düşünmek – Düşük frekans aralığı, çok sakin hâl
Uyku durumu – Çok düşük frekans aralığı, uyku hâli
İnsanlar stresli düşündüğü zaman frekansların yüksek olması kalp ritmini, vücut aktivitelerini bozar. Kanser’e davetiyede çıkarır. Çabuk yaşlandırır. Cilt hastalıkları meydana gelir ve bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiler. Bu yüksek frekans beyni olumsuz etkiler ve tüm bunlar bilimsel ispatlardır. Dünya hafıza şampiyonumuzun kitabında da görmüştüm. Örneğin ÖSS’ye çok çalışıp başarılı olamayanların hemen hepsi bu kategori içindedir
Normal düşünme gündelik çok sakin olmasada sakin gibi bazen seslide olabilir ama stressiz bir seyirdir. Düşünme seyirlerinin alt ve üst çizgisi yoktur. Nereye daha yakınsa oraya yönelik bir tempo içindedir beyin. İnsanların büyük çoğunluğu normal düşünme frekanslarında düşünür.
Şimdi esas meseleye gelelim. Düşük frekans aralığında olanlar yapıcı düşünür fakat uyku durumuna yakındır. Bu onların biraz tembel ve uykucu olmasınada neden olabilir. Bunlar onların karşı koyamadıkları birşeydir fakat hayatlarını bir şekilde idam ettirmeleri gerekir. Eğer sorumlulukları yoksa yapıcı zeka olsa dahi sokakta yatıp kalkan, miskin ve yoldan bulduğunu yiyen bir insanda bu kategoride olur. Eğer üzerlerinde bir sorumluluk hissediyorlarsa ve buna önem veriyorlarsa tembelliklerine rağmen bu seviyedeki insanlar çok rahat ve doğru kararlar verir, oldukça iyi düşünür.
1 hafta çalışarak açıköğretim işletme fakültesi kazanmak, sınavdayken soruları bitirip gözden geçirip kafayı vurup yatmak, elinde ikiye ayrılacak kadar büyük bir kesik olmasına rağmen şarkı söyleyebilmek, acıyı hissetmemek ve çok sakin durabilmek, tembelliğine rağmen kısa zamanda işleri hızlı bitirmek benim gibi bu düşünce frekansında kalmış insanların özellikleridir.
Bu insanlar iş yaparken yanında olsanız hiç iş yapmıyor, çok yavaş çalışıyor dersiniz
Bu nedenle iş yaparken yanımda kimsenin durmasını istemiyorum aslında
Fakat bunu diyen kişi o projenin olması gerektiğinden daha kısa zamanda bittiğini böyle bir durumda farkedemiyor ve diyor ki : “Daha hızlı ve azimli çalışsan daha iyisini yaparsın”.
Mesela ben lezzetduragi.net sitesini yaparken aslında bir sürü DVD izlediğim, müziği açıp yerde saatlerce uzanıp kafayı dinlediğim olmuştu
Stresten uzak durmak isteyişimden dolayı fıtratımdan gelen birşeydi. O iş 1 haftadan kısa bir sürede aslında çok daha uzun sürede bitecek bir proje olmasına rağmen bitmişti.
Çünkü yapıcı düşünce frekansında gemileri denizden götüremiyorsam karadan indiririm gibi bir mantıkla bir sürü kısa yol, yöntem buluyorsunuz sonuca yönelik. Tam olarak sonuca odaklanmışsınızdır. Herşey sakinken düzenli oluyor fakat stresliyken hepsi birbirine karışıyor. Aslında karışanlar dışarıdakiler değil beynin içindeki karışıklık öyle görmemize sebep oluyor.
Kendim gibi bir arkadaşım vardı. Ondan uzaklaştığım için üzgünüm. Uykuyu çok severdi fakat düşünce şekli sakinliği tıpkı benim gibiydi. Bu nedenle çok yakın olmasakta çok kanımın ısındığı bir arkadaşımdı diyebilirim. Bu düşünce onun okulunu ve yaşamınıda tıpkı bende olduğu gibi olumlu veya olumsuz yönde etkiliyordu. Benden tek mühim farkı onun çok aşk konuşması manitalarıyla ilgili benimse geleceğimle, ailemin, ülkemin, dünyanın geleceği ile ilgili konuşmamdı. Bu büyük konu ayrımına rağmen sevdiğim bir arkadaştı.
Ben bu frekans aralıklarını bilmiyorkende böyleydim biliyorkende böyleyim. Tembelim ama elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum
Dün saat 9′da evden çıkıp gün içerisinde toplam 2 saatlik yol yürüyüp bir çok otobüs seferide yaparak akşam 22:00′da eve geldim. Eve geldiğimde müzik dinleyip ardından elimdeki işlere baktım bu duruma rağmen. Bugünde Almanca kursundan geldim Vakıf’a ders vermeye gidiyorum. Buna rağmen akşam gelip elimdeki işlere bakacağım inşallah.
İşin garip yanı şu oldu. Bir anda 2 öğrencim birden oldu ve bir anda 2 kursumun birden açılacağı söylendi. Gelde uyuma şimdi
Saygılar,
uur
Uğur kardeşim durumunu anlıyorum.
)))))
Yoğunluğunuda. Benim asıl sıkıntım aranıp sorulmayı iş baskısı kabul etmen. Yaklaşık kaç gün oldu görüştüğümüzden beri hatırlamıyorum.
Ancak 4 gündür yeni bir iş çıkmış olmasına rağmen sana olayı anlatacak bir fırsat bulmadığımı hatırlıyorum.
Evet bir iş yapıyoruz bir diğeri hazırda bekliyo, ama yeni işlerde çıkıyor.
Sende sevdiğimiz bir kardeşimizsin. Dolayısıyla senin kapını çalıyorum anında.Ancak o kapı bir süredir açılmıyor.
Kardeşim tamam biraz şiddetli çalmış olabilirim kapıyı ama her kapıyı çalana alacaklı muamelesi yapmayalım lütfen
Ayrıca güzel kardeşim beraber iş yapıyoruz diye seni her aradığımda iş konuşacağımı kim söledi. Şöyle bir nargile olayına girsek, nolcak bu Türkiye’nin hali sorusunu bile soramadık.
Neyse önümüzdeki hafta müsaitim. Yapalım bir nargile sefası.
İş konusunda baskı hissetmeyide bir kenara bırak.
Yok abicim baskıyı yapan sen değilsin zaten. ben seni anladımda sen asıl meseleyi anlamadın. En başta yorum yazan o arkadaş’ın yaptığı olayı örnek verdim. Bak hiç hâl hatır sormak yok Allah yardımcı olsun demek yok msn’i açtığım gibi “Kandelayı yap” diyor. Hem “kandela”da acelesi olmayan bir iş. Siteyi ona sattım. Kendisi sayfalara HTML bazında müdahale edebilmesine rağmen yönetim panelinden kontrol istiyor. Web sayfaları falanda yapıyor aslında. O yüzden sözümona sabırlı olmak lazım elimde daha acil işler var. Onun gibi birkaç kişi daha var fakat sadece nasıl gittiğini zaman zaman soran müşterilerimde var. Bende sana müşteri diye bakmıyorum sadece bir vakit olsa içimde felaket bir Nargile özlemi tutuşuyor
Kapı meselesine gelirsek. Kapıyı çalıyorsunda ben evde yokum ki bütün gün dışardayım
İşin esprisi bir yana geçenlerde kaybetmiştim telefonu. Evin içinden çıktı ama bu sefer şarjı yok. Ev’e telefon ediyor musun bilmiyorum ama evde olmadığım için haberim yok. Msn’de yazıyorsun gece saat 2-3 falan o zamanda çok sevdiğim uyku moduna girmiş bulunuyorum
Bazen klavye üzerinde sızdığım oluyor eğer meşgul değilde ( meşgulde msn sesleri gelmiyor ) dışarıda olarak gözüküyorsam titret msn’i ben zıplarım. Sen çevrimdışıykende yazıyorum.
Neyse bıktım iş konuşmaktan. Nargile hiç fena olmaz. Şu işler bir bitsin haftaya gidelim inşallah
NOT : Bu yazıyı yazdıktan sonra msn’den bir mesaj geldi aynı arkadaştan şöyleki “kandelaya el at”
ya kardeşim beni hasta etmeyin…. ugur ben sana parayı peşin verdim mi verdim? ne zaman sözümden caydım? en ufak bir durustsuzlugumu gordun mu? hayır…
eeeeeeeeeeeeee, o zaman neden yapmıyorsun sitemi kardeşim. adamı hasta etme.. bir ay oldu… hallet şu admini…. halledemiyorsan alma o zaman. banane senin programından kardeşim. parayı alırken, ya programım çok yogun mu diyorsun hayır!!!!!
kalbini kırmak istemiyorum en sevmediğim şey biliyorsun.
adamı hasta etme siteyi hallet. kandelaya el at…
kurs muş bilmemneymiş felanmış filanmılş.. palavra hepsi.. hani o programına aldığın çalışacaz fean dediğin fotoshop ve tasarım kursu… tırt.. her cumartesi , alo ben yogunum gelemiom… kardeşim yapmadığın program yogun yapıor seni.. hani hastalık hastası derler ya.. sende program hastasısın heralde… omrun program yapmakla geçiyor ama uygulamaya gelince iyi “uyuyorsun”…
tekrar ediyorum adamı hasta etme.. kandelaya el at. beni ırgalamaz…
sa
vealeykümesselam
al işte
yazıyıda çok genel yazmışım be herkes bir tarafından üstüne alınıyor.
Laf yetiştirmekten iş yapamıyorum. Tamam bir bırakında işlerinizi yapayım
Dipnot : Photoshop dersi vereceğim bir kişi vardı vakıfta. Geçen geldim sallana sallana geri döndüm elemanları görmeyince. Boşu boşuna getirdin oraya kadar. Yok haber verdim onlara, yok işleri çıktılar. Bugünde yazdım ancak 5-6 gibi gelebilirim elimdeki bir işi yetiştirmeye çalışıyorum diye. Burası yoğun zaten bugün ders olmasın yazdı. Çakaaal
Tamam ben işlere bakıyorum yorum göndermeyin onaylamam he
hay allahım yaaaa
:)