Amarikalı teknoloji devleri için yıllar boyu fason üretim yaparak onları bir kaç adım geriden takip eden Tayvan firmaları, yeni edindikleri biglilerin ışığında yenilik sloganıyla son dönemlerde ciddi bir yükselişe geçti.
Acer’ın başlattığı ‘global marka olma’ vizyonu, şimdilerde Tayvanlı diğer firmaların da hayallerini süslüyor. (Acer şu anda dünya bilgisayar liginde Dell’i sollayıp, birinci HP’nin arkasına yerleşti…)
Sony, Apple, HP gibi devlere dünyada kafa tutmak için sadece onlar için üretim yapmanın veya onları kopyalamanın bir yararı olmadığını gören Tayvanlı şirketler işin sırrının ‘teknoloji geliştirme ve yenilik’ konusuna yüklenmekten geçtiğini anladılar. Bunda Çin’in kendilerine rakip olmasının da önemli katkısı bulunuyor.
Acer’ın ardından netbook (ucuz-ince laptop) pazarını sürükleyen Asustek’le, özellikle Uzakdoğu-Asya ve Avrupa bölgesinde iPhone’un tahtını sallayan HTC firmaları, global marka liginin iki iddialı adayı olarak öne çıkıyor. Tayvan’ın izlediği stratejide hareket eden Güney Koreli Samsung ve LG de global ligde öne çıkmaya başladılar.
Sadece sloganla iş bitmiyor…
Peki bu oyunda milyarlarca dolarlık teknoloji harcamasının yapıldığı Türkiye’nin yeri neresi? Türkiye neden global bir marka çıkaramıyor?
Televizyon ve bilgisayar dalında yerel pazarda, global rakipleriyle yarışa giren Türk markalarının “küresel olma” fikrini masaya yatırmadıkları oldukça klasik bir söylem. Başta Tayvan olmak üzere Uzakdoğu’dan parça getirip, bunları Türkiye’de montajlayarak ‘global olunmayacağı’nı söylemek için de ‘kahin’ olmak gerekmiyor. Artık teknoloji kopyalama işinden vazgeçilmesi şart. Çünkü arkadan geliyor olmak, teknolojide bir trend değil.
Bir dünya markası olmak için slogan değil Ar-Ge (yenilik) gerekiyor. Türkiye’de “yenilik” denilince, bu kez firmalarımız ‘teşvik’ diye devletin kapısında yatıyor. Bu arada global rakipler arayı açıyor. Olacak iş değil!
Responses to “Global olma adımları”